Her şey 10 sene kadar evvel yaşlı ve afili bir gazete köşe yazarının, “Sultan Hamid rom içerdi. Dedesini defalarca görmüş olan torunundan daha mı iyi bileceğiz?” sözleriyle başladı. Torundan kasıt…
أكمل القراءة »
AH ŞU DİYÂNET BÜTÇESİ! Osmanlılarda devlet, dini korumakla mükellefti. Halkın dinî ihtiyaçları ise yine kendileri tarafından karşılanır; devlet kimseye bu hususta müdahale etmezdi… 18 Kasım 2009 Çarşamba İnsan haklarına riayet,…
أكمل القراءة »
Geçenlerde Suudi Arabistan hükümeti, devletin kuruluş tarihini (belki İngiltere’nin rolünü unutturmak adına) 1932’den daha gerilere, 1727’ye çeken bir kararname neşretti. Bu tarih, kralın büyük dedesi Muhammed bin Suud’un, Arabistan’ın şarkında…
أكمل القراءة »
Sigorta, bugünki anlamıyla İslâm hukuku literatürüne daha geçen yüzyılda girmiştir. Bu konuda ilk hükümlere ondokuzuncu asırda Şam’da yaşamış Hanefî mezhebindeki bir Osmanlı hukukçusu olan Seyyid Muhammed Emîn İbni Âbidîn’in Reddü’l-muhtâr…
أكمل القراءة »
Giriş İslami ilimler hiyerarşisinden bahsedildiğinde, zihinlerde beliren ilk ve en sarsılmaz kabul, genellikle Kelâm ilminin “ilimlerin en üstünü” olduğudur. Dini…
أكمل القراءة »
Bazı Hristiyan müşteşrikler ve modernist zihniyyette kimseler, İslâm’ı karalamak amacıyla sıklıkla bir hadisi gündeme getirerek kadınlara eşit haklar verilmediğini ve…
أكمل القراءة »
Özet İmam el-Mehdi’nin zuhuruna (ortaya çıkışına) iman, mezhep farkı gözetmeksizin Müslümanlar için mühim bir i’tikad esasıdır. Bununla birlikte, özellikle İbn…
أكمل القراءة »
1. Giriş “Gerçek Hanefî” olduklarını iddia eden bazı modernistler, yalanlarını sürdürürken, İbn Abbas’ın azatlı kölesi olan İkrime’nin irtidat cezasıyla ilgili…
أكمل القراءة »
Hanefî mezhebi, imametin (halifeliğin) “velâyet-i uzmâ”, yani siyasal-dinî otoritenin en üst seviyesi olduğunu kabul eder. Bu makam, dinin korunması, ceza…
أكمل القراءة »
Süâl: Şâfiî mezhebi müessisi Muhammed bin İdrîs eş-Şâfiî hazretlerine göre 1 kerre dâru’l-İslâm olan belde, tekrar dâru’l-harbe tehavvül edebilir mi…
أكمل القراءة »
Hanımların 1 günlük (30km) yola zarûret olmaksızın mahremsiz/yalnız gitmesi tahrîmen mekruh; 3 günlük (104 km) yola yalnız gitmesinin Rasûlullâh’ın kat’i…
أكمل القراءة »
Suâl: Günümüzde bazı kimseler Dâru’l küfür denildiği vakit; Şeriât hükümleri ile idâre edilmeyen ama müslümân nufusun fazla olduğu yer, Dâru’l…
أكمل القراءة »
Suâl: Dâru’l küfür (harb) ülkelerinden herhangi birinde ikâmet eden kimse, oranın sakinlerine me’mûr olarak hizmet edebilir mi? Cevâb: Evet. Kâmil…
أكمل القراءة »
Suâl: Dâru’l-harb hudûdları dahilinde ki fâizli (husûsi yâhud devlet) bankalarının, fâizsiz olarak verdiği kredinin alınması yâhud kullanılması câiz midir? Cevâb:…
أكمل القراءة »
Ebûbekir Sifil’in “Dâru’l-Harb & Dâru’l-İslâm ve Fā’izli Muâmeleler ile Alâkalı Sözlerinin Cerhi Ebûbekir Sifil`in, 8 Nisan 2023 tarihli “Kırmızı Masa”…
أكمل القراءة »