
Suâl: Günümüzde bazı kimseler Dâru’l küfür denildiği vakit; Şeriât hükümleri ile idâre edilmeyen ama müslümân nufusun fazla olduğu yer, Dâru’l harb denilince her dâim savaşın, kargaşanın olduğu vasat addediyor. Hangisi doğrudur?
Cevâb: Her iki mefhûmun mâhiyyet i’tibariyle mânâ olarak bu şekilde kullanımı bâtıldır!
Zirâ, Hanefîler eliyle mühîm bir literatürü teşkîl eden bu mefhûmlar, ilk devirden (1) 19.asır (2) başlarına kadar 4 mezhep asârında kullanılmış olmakla; mânâ olarak ülke tefrîki (3) maksadı ile fiili harb hâli yâhud sulh vaziyyeti olsun olmasın hükmî olarak Şeriât-ı Muhamediyyenin tatbîk edilmediği ülke (Dâru’l harb) olarak adlandırılmış ve aynı asârda bazan Dâru’ş şirk, dâru’l küfr, dâru’l küffar, bilâdu’l harb, bilâdu’l aduvv, ardu’l küfr tâbirleri ile aynı mânâ kasd edilmiştir.
DİP NOTLAR:
(1) ÇUÇAK, Muhammed, Bülent Ecevit Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Dergisi, m.2016, Cilt 3, Sayı 1, S.214
(2) İbn Âbidîn, Reddü’l-Muhtâr ale’d- Dürrü’l-Muhtâr, İstanbul, m. 1982-1988, Şâmil Yayın Evi
KARA, İsmâil – İZGÖER, Ahmet Zeki, Ahmed Cevdet Paşa’nın Layihâları, İstanbul, m.2021, Dergah Yayınları
(3) Debûsî, Ebu Zeyd, Te’sîsün- Nazar, S.207, Ankara, 2009, Ankara Okulu Yayınları
Maşallah ne güzel yazılar